Zemzem mucizesi-zemzemin faydaları

Zemzem mucizesi-zemzemin faydaları
Bu haber 23 Tem 2012 Pts 18:48 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

 

ZEMZEM VE YARARLARI

ZEMZEM’İN TARİHİ

Mekke ve çevresinin idaresi İsmail Aleyhisselam’ın vefatı ile oğlu Sabit’e kaldı. Sabit’in ölümünden sonra halk arasında bölünmeler meydana geldi. Mücadeleler Cühümiler kabilesinin üstünlüğü ile bitti. Ancak bir zaman sonra iktidara sorumluları, adaleti ve tarafsızlığı terkederek zulme sapmıştı. Milletin malını bile elinden almaya kalkışan Cürhümilerden dolayı gün geldi şikayet ve feryatlar ayyuka çıkmaya başladı. Haksızlıklar dayanılmaz ölçülere varınca; İsmail Peygamber nesli, terkrar derlenip toparlandı ve yapılan bir savaşta Cürhümileri mağlup etti. Yenik taraf, aman dileyince eşyalarını alıp asıl vatanları olan Yemen’e gitmelerine izin verildi… ancak iş başında iken zulüm yapan ve bu yüzden beddua alan bu kabile mensupları, az bir zaman sonra bulaşıcı bir hastalığa yakalanarak teker teker ölüp gittiler.

Cürhümiler, aman dileyip beldeyi İsmail Peygamber soyuna teslim etmeden hemen önce ve son an ve son dakikada huyları icabı bir kötülük işlediler. Yabancı devletlerden mbirinin hediye ettiği altın mbir ceylan heykeli ve kılıç, kalkan, gürz, zırh… gibi Kabe hazinesine mahsus kıymetli eşya namına ne var ne yoksa hepsini zemzem kuyusuna doldurdular ve ağzını taş toprakla akapatarak yerini belirsiz hale getirdiler. Herhalde dönüp Mekke’yi geri alacaklarını düşünüyor ve bu sebeple hazinenin ele geçmemesi için böyle hareket ediyorlardı.

İsmail aleyhisselam evladı, nihayet Mekke ve civarında hükümran oldu ama hafızalardan silinen bullur sulu zemzem kuyusu kaybolup gitti. Mekke ve Kabe, asıl sahiplerine dönmüştü.. Şifa pınarı zemzem ise kimbilir kaç yıl gözlerden saklı, besmeleli mü’min ağızlara hasret, için için kaynayıp duracaktı?

Cürhümilerin yığdığı taş, toprak senelerin geçmesi ile katmerleşti ve altta kalan ilahi armağanı gözlerden büsmütün sakladı. Bu şartlarda canlara can katan zemzemin yerini bulmak mümkün değildi… yalnız bu imkansız zannedilen aklın çerçevlediği sebep-sonuç münasebetine göre. Ya aklı aşan sebepler, aklın kavuşamadığı bölge… Allah, isterse hangi imkansız gerçekleşmez ki?

Zaman bir müjdeye, toprak, sökmesi yakın bahtlı şafağa hazırlanıyordu… Mekan, ilahi fermanla, gelmekte olan “Adı güzel kendi güzel Muhammed” aleyhisselam için yeniden donatılıyordu…

Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib, Kabe’ye komşu olan evinde uyurken şu hitap üzerine yatağından korku ile doğruldu.

-Ey Abdülmuttalip, kalk ve zemzem kuyusunun üzerinde taş toprak ne varsa kaldır!

Bir müddet gördüğü rüyanın ne manaya geldiğini çözmeye çalıştı; fakat bir şey anlamadan yeniden uyudu. Ancak rüyadaki ses, emri tekrarladı. Yine uykudan sıçradı. Zihninde izaha kavuşturulmayan sorular birbirini takip ediyordu. Buna rağmen uyumaktan başka çaresi yoktu. Ses, emri üçüncü defa verince gördüklerini yorumlatmak için kalkıp Kureyş’in tanınmış tabircilerine gitti ve olanlar anlattı.

Bu kişiler:-Rüya rahmani ise yine görürsün, dediler.
Aradan bir iki gün geçtiği halde Abdülmuttalib, o garip rüyayı bir daha göremedi. Bundan dolayı merak ve üzüntüsü günden güne artıyordu

-Acaba rüya rahmani miydi, değil miydi?Zihnini günlerce bu soru meşgul etti. Nihayet bir gün rüyayı gördüğü odada uykudan önce ellerini kaldırarak:

-Ey merhametli Allahım! Bu rüyanın sırrını neler yapmam gerektiğini bana bildirmeni diliyorum, diyerek can evinden yalvardı ve az sonra uyuya kaldı.

Abdülmuttalib’in isteği, bütün zamanların ve bütün mekanların en üstünün hürmetine kabul olmuştu. İşte aynı ses…-Ey Abdülmuttalib kalk ve zemzem kuyusunu ortaya çıkar!

Abdülmuttalib:-Zemzem suyu nedir?

-Cebrail’in ayağını vurduğu yerden çıkmıştır. Peygambere ait bir mucizedir. Dünyanın dört tarafından gelecek hacılara yetecek kadar bereketlidir. Zemzemden içen susuzlar kanar, açlar doyar, hastalar iyileşir.

Kuyunun yerini bulmam için bir iz, işaret var mı?

-Mescid-i Haram’a yakın iki put vardı. Kafirler, bu putlar uğruna hayvan kestiklerinde işkembesini çukurca bir yere dökerler. Sen orada iken kırmızı gagalı bir karga gelecek ve işkembe artıklarını yemek için toprağı gagalayacaktır. Az sonra gagalanan yerin altından bir de karınca yuvası çıktığını göreceksin… İşte orası zemzem kuyusunun ağzıdır.

Sabah olduğunda Abdülmuttalib, doğruca putların bulunduğu yere gitti. Biraz sonra puta tapanlar gelip tanrıları için kurban kestiler ve işkembe ve barsakları rüyada tarif edilen yere attılar. Derken kırmızı gagalı karga göründü ve yeri gagalamaya başladı; az sonra karınca yuvası da ortaya çıktı. Her şey aynen rüyadaki gibi gerçekleşmişti. O halde olanlar hayırlı ve rüya doğru idi.

Oradakiler uzaklaşınca sevgili Peygamberimizin sevgili dedesi, rüyada söylenen yeri kazmaya başladı.

Kazı işi biraz ilerlemişti ki haberi alan Kureyşli müşrikler oraya koştu:

-Biz, taptığımız putların yanına kuyu kazdırmayız! diyerek Abdülmuttalib’e mani olmak istiyorlardı. Bir sürü münkir içinde kalan Abdülmuttalib, yaptığı işin büyüklüğünü anlatmaya çalışıyordu:

-Bu, öyle her hangi bir kuyu değildir. Bu, ilahi kıymet taşıyan suya “Zemzem” denir. İsmail Peygamberin yadigarıdır.

Putperestler, fena diş biliyorlardı. Ne var ki kaba kuvvet gösterileri sökmedi; Kureyş’in bu soylu insanını bir adım şöyle dursun, bir ayak boyu bile geriletemediler. Bunun üzerine kuyuya ortak olmak istediler; bu telifleri de reddedildi.

-Öyle ise, dediler, ünü bütün ülkeleri tutmuş aklı ve ilmi hepimizce kabul edilen Şam kahinine gidelim; ihtilafımızı anlatalım, vereceği karara her iki taraf da uysun!
Abdülmuttalib, bu hal tarzına “Peki” dedi. Bunun üzerine her kabileden bir temsilci ve Peygamber efendimizin dedesi develere binerek Şam yoluna düştüler… Mevsim yaz, hava sıcak. Güneş, kavurdukça kavuruyor. Çöller, avını yutmaya hazır alev dilli ejderha.
Şam yolcuları bu manzara kum denizlerini aşmaya çalışıyor. Ne var ki geride kalan mesafelerle beraber su ve her türlü serinletici nesne tükenmiştir. Nihayet Nihayet öfkeli çöller bu cüretli yolcuları teslim aldı.
Dermansız kalan dizler çözüldü ve oldukları yere külçe gibi yığıldılar. Saniyeler, saat gibi uzun ve geçmeyen cinsten. Sadece dudaklar değil, belki diller de yol yol çatlamış. Kimsede suya dair bir ümit yok. Olması da mümkün değil.
Ancak bu halde ne vakte kadar beklenecektir? Abdülmuttalib:
-Böyle durmakla elimize hiç bir şey geçmez! Az daha gidelim. Rabbimden ümitli olalım; olur ki su buluruz, dedi.
Çökmüş olan develere nerede ise sürünerek bindiler. Hayvanların sırtında bile zor duruyorlardı. Henüz hareket etmişlerdi ki, o şanslı dedenin devesinin ayağı bir taşa takıldı ve yerinden söküp attı… Tablo inanılacak gibi değildi. Devenin çıkardığı taşın yuvasından tatlı ve serin bir su akıyordu.
Sudan kana kana içip kaplarını doldurdular ve ölümün eşiğinden yeniden hayata döndüler. Bir farkla ki kabile temsilcileri sadece hayata dönmemiş, ezik ve mahcup olarak Şam yolunda da geri dönmüşlerdi.
Bu inanılmaz vak’ayı hep birlikte yaşayan yol arkadaşları Abdülmuttalib’e:
-Ey Abdülmuttalib, o kuyuyu kazmak senin hakkındır. Bunu geç de olsa anladık Kimse mani olamaz. Dönelim herkes işine baksın! Demek zorunda kaldılar ve hep beraber Mekke’ye geldiler.
Abdülmuttalib, kuyuyu kazmaya, kaldığı yerden devam etti. Zemzem kuyusunu tekrar ortaya çıkarma işinde yalnız oğlu Haris’ten yardım görüyordu. Bu sebeple Cenab-ı Hak’tan Haris’ten başka kendisine on oğul daha vermesini diledi:
……
Abdülmuttalib’in bu duası kabul olmuş erkek evlat sayısı zamanla onbiri bulmuştu.
Oğulları ile beraber kuyuyu kazan Abdülmuttalib, yıllar sonra zemzem suyunu ve Cürhümilerin kuyuya doldurduğu hazineyi buldu. Kureyşliler bu defa da:
-Kuyu, dedelerimizin mirası; içinden çıkanlar bizimdir, diye direttiler.
Abdülmuttalib:
-Siz bu kuyuyu kazarken bana yardım etmeyip bilakis zorluk çıkardınız. Şimdi hangi hakla mirasçılık iddia ediyorsunuz? diyerek onları azarladı veilave etti, bununla beraber, “Kur’a çekelim, hangi mal kime çakırsa onun olsun” dedi.
Kılıç, kalkan gibi savaş malzemelerini bir tarafa, altın ceylanı bir tarafa ayırdılar ve Kabe-i Şerif, Kureyşliler ve Abdülmuttalib adına kur’a çektiler.
Altın Ceylan Kabe’ye, harp aletleri Abdülmuttalib’e çıktı. Kureyşlilere bir şey isabet etmedi.
Altın ceylanı Kabe kapısına astılar; uzun yıllar, kapıda asılı kaldıktan sonra bir gece Ebu Leheb sarhoş iki arkadaşıyla gelip heykeli çaldı ve götürüp sattı.

Zemzem kuyusunu bulmak Abdülmuttalib’in şan ve şerefini daha da yükselmişti.

Zaman, ırmaklar misali büyük müjdeye doğru akıyordu.
Tabii bu olay Zemzem’in ikinci kez ortaya çıkarılışının hikayesiydi. Ancak Allah azze ve celle o mübarek suyu hz. İsmail’in topuğunda tüm insanlara sunmuştu.

Hz. İbrahim, Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerden biridir. Nemrut tarafından ateşe atıldı fakat ateş onu yakmadı. Bu olaydan sonra İbrahim, memleketi olan Urfa’dan ayrılıp Şam’a, sonra da Mısır’a geldi. Mısır kralı, İbrahim’in çok güzel eşi Sare’ye sahip olmak istedi. Sare’nin Allah’a yalvarması neticesinde kral titremeye başladı. Başına bir hal geleceğinden korktu. Sare’yi İbrahim’e geri gönderdi ve kendisine Hacer isimli cariyeyi de hediye etti. Sare de Hacer’i İbrahim’e bağışladı. Buhari’nin Abdullah b. Abbas’tan rivayet ettiği uzun bir hadis-i şerifin devamı şöyledir.
“… İbrahim, Hacer ile evlenip İsmail doğduktan sonra emzirmekte olduğu bu oğlu ile birlikte Mekke’ye geldi. Hacer ile İsmail’i, Mescid-i Haram’ın bugün bulunduğu yerin yukarısındaki büyük bir ağacın yanına bıraktı. O tarihte Mekke’de hiç bir kimse yoktu. Hatta içecek su bile yoktu. İşte İbrahim, Hacer ve oğlunu buraya bıraktı. Sonra İbrahim, Şam’a gitmek üzere oradan ayrıldı. Ayrıldığı sırada İsmail’in annesi Hacer, peşine takılıp ona şöyle diyordu:

— Ey İbrahim, bizi bu vadide bırakıp ta nereye gidiyorsun ? Öyle bir vadi ki ne görüp görüşecek bir insan var, ne de hayat eseri başka bir şey var.

Hacer bu sözleri ne kadar tekrar ettiyse de İbrahim dönüp ona bakmadı. Nihayet Hacer ona: Bizi burada bırakmanı Allah mı emretti ? diye sordu. İbrahim de: Evet Allah emretti, diye cevap verdi. Bunun üzerine Hacer: Öyle ise Allah bizi unutmaz, O bizi korur dedi.
Artık İsmail’in annesi oğlunu emziriyor ve kendisi de kırbadaki sudan içiyordu. Nihayet kırbadaki su bitince hem Hacer hem de çocuğu susadı. Hacer, çocuğun susuzluktan toprak üzerinde sızlanarak yuvarlandığına bakmaya başladı. Fakat çocuğun bu elim haline bakmaktan fenalaşarak onun yanından kalkıp biraz öteye gitti. O mıntıkada Kabe’ye en yakın tepe olarak Safa tepesini buldu ve onun üstüne çıktı. Sonra vadiye karşı durup kimseyi görebilir miyim diye bakmaya başladı. Bu defa Safa tepesinden indi. Vadiye inince ( ayağına dolaşmasın diye ) entarisinin eteğini topladı. Sonra müşkil bir işle karşılaşan bir insan azmiyle koştu, vadiyi geçti. Sonra Merve tepesine çıktı.

Orada da biraz durdu ve kimseyi görebilir miyim diye baktı. Fakat hiç kimseyi göremedi. Hacer, bu suretle ( Safa ile Merve arasında ) yedi sefer gitti, geldi.
Hacer, son defa Merve üzerine çıktığında bir ses işitti ve kendi kendine ‘Sus, iyice dinle’ dedi. Sonra dikkatle dinledi. Bu sesi evvelki gibi bir daha işitti. Bunun üzerine Hacer: Ey ses sahibi, sesini duyurdun. Eğer sen bize yardım edebilecek güce sahipsen, bize yardım et, dedi. Hacer böyle der demez, hemen zemzem kuyusunun yerinde bir melek göründü. O melek, ayağının topuğu ile yahut kanadıyla yeri kazıyordu. Nihayet su göründü. Hacer, su başka tarafa akmasın diye suyu eliyle çevirdi, havuz gibi yaptı. Hacer hem eliyle böyle yapıyor, hem de kırbasını doldurmaya devam ediyordu. Su ise yerinde kaynıyordu.

Abdullah b. Abbas bu arada şöyle dedi: ” Resulullah (s.a.v.), Allah, İsmail’in annesi Hacer’e rahmet etsin. O, zemzemi kendi haline bıraksaydı, suyu avuçlamasaydı, muhakkak zemzem akar ve bir ırmak olurdu, buyurdu. “

Hacer, bu sudan içti ve çocuğunu emzirdi. Melek Hacer’e: Helak oluruz, kayboluruz diye korkmayın. İşte şurası Allah’ın evidir, o evi şu çocukla babası yapacaktır. Muhakkak ki Allah, o işin ehlini zayi etmez, dedi.
Mekke şehrinin idaresini İsmail’den sonra oğlu Nabit, ondan sonra da Cürhüm Kabilesi devam ettirdi. İşte bu sırada Yemen’den kuzeye doğru güç eden Ezd kabilesinin bir kolu olan Huzaa Kabilesi Harem bölgesinde kalmak için Cürhüm Kabilesinden izin istedi. Cürhüm Kabilesi onlara izin vermeyince aralarında başlayan savaş Huzaa Kabilesiın kesin zaferiyle neticelendi. Bunun üzerine Cürhüm Kabilesi Mekke’yi terk etmek zorunda kaldı. Şehirden ayrılırken de zemzem kuyusunu kapattılar. Kuyunun en dibine altından yapılmış iki ceylan heykeli, bir takım silahlar, kılıçlar, zırhlar koyarak; sonra da çakıl, kum ve taşlarla kuyuyu doldurup yerini belli olmaz hale getirdiler. Bu şekilde kapatılan zemzem kuyusu, Abdülmuttalib’in onu bulup ortaya çıkarmasına kadar kapalı kaldı. Kimse onun yerini bulamadı.
Hz. Peygamberin dedesi Abdülmuttalib, gördüğü bir rüya üzerine, oğlu Haris ile birlikte, rüyada kendisine gösterilen yeri kazarak zemzemi buldu. zemzemin bulunması ile Haşimoğulları kendilerine ait olan “hacılara su dağıtma” işini daha kolaylıkla yerine getirdiler.”

ZEMZEM’İN ÖZELLİKLERİ
- Zemzem Cennet pınarlarındandır.
- Cenab-ı Hakkın İbrahim (a.s.)´a ikram ettiği bir nimettir.
- Harem-i Şerif´deki Ayat-ı Beyyinat´dandır.
- Hacıların muşahede ettikleri en büyük nimet ve menfaatlerdendir.
- Yeryüzündeki en hayırlı sudur.
- Cibril-i Emin vasıtasıyla zuhur etmiştir.
- Yeryüzünde en mukaddes topraktan kaynayan sudur.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.)´in kalb-i şerifinin defalarca yıkandığı sudur.
- Resulullah Efendimizin mübarek tükürüğü ile bereketlenen sudur.
- Açları doyuran sudur.
- Dünya devam ettiği müddetçe bu vasfı devam edecektir.
- Her derde devadır.
- Hususiyle humma (sıtma)’ya şifadır.
- Baş ağrısını giderir.
- Gözün görmesini ziyadeleştirir.
- Ne niyetle içilirse ona devadır.
- Ona bakmak ibadettir.
-Ondan içmek günahlara kefarettir.
- Kaburgalarını gerdirinceye kadar içmek iman alameti ve nifaktan kurtulmaktır.
- Misafirlere ikram edilecek en güzel hediyedir.
- Mekke’yi Mükerreme´den diğer beldelere taşınması sünnettir.
- Ebrar´ın içeceğidir.
- İçilmesi sünnettir.
- Misafire önce ikram edilir.
- Onunla abdest almak sünnettir.
- Küçük çocukların ağzına vermek sünnettir.
- İçmekte büyük sevap vardır.
- Ne kadar içilir ve ne kadar taşınırsa taşınsın bitmez.
- Bedene kuvvet verir.

ZEMZEM’İN ESRARI

- Avrupa`da laboratuarlarda yapılan araştırmaya göre zemzem suyu diğer sulara göre çok daha az kükürt taşımaktadır.
- Yine aynı araştırmaya göre diğer sulara göre çok daha besleyicidir ve çok daha fazla mineral barındırmaktadır.
- Kaynağı henüz bulunamamıştır. Nereden geldiği şu anki teknolojiye göre bile bilinememektedir. Yakınlarında hiçbir kuyu yoktur ve denize de 80 km uzaklıktadır.Bu şartlarda suyunu denizden veya başka bir kuyudan alması imkansızdır.
- Yıllardır suyun bitmiyor olması araştırmacıları çok şaşırtmaktadır..
- Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek içenin susuzluğunu giderir.
- Sadece 1,5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su, hac ve umre mevsimi boyunca milyonlarca kişinin tüm su ihtiyacını karşılamaktadır.
- Hiçbir zaman ne azalma ne de kuruma göstermemektedir.
- Dünya Sağlık Örgütü (WHO)`nun raporlarına göre dünyadaki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biridir.
- Amerika`da yapılan test sonuçlarına göre dünyada içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan tek sudur.

Hayrettin Karaman’ın yazısı

Zemzem

Müminlerin huzur ve mutluluğundan rahatsız olanlar ikide birde kutsallarına ve ibadetlerine dil uzatır, yaptıklarının anlamsız ve çağdışı olduğunu ima eder, bilmedikleri konularda bilgiçlik taslarlar. Bu cümleden olarak bayrama yakın (5.12.2008) bir köşe yazarı şu satırlara yer vermişti:

“Okurumuz Aydın Bey’den şu notu aldık: ‘İnşaat mühendisi olarak Duplont şirketiyle birlikte uzun yıllar Cidde’de dünyanın en büyük deniz suyu arıtma tesislerinde çalıştım. İçilecek hale getirilen bu su, Fatima Vadisi’ne verilir, oradan da Mekke’ye ve Kâbe’ye 24 inh ( 60 cm ) borularla dağıtılır. Kâbe’de zemzem suyu diye satılan işte bu sudur. Ufak bir şişesinin fiyatı 3 liraya yakındır. Zemzem kuyusu ise Kâbe’nin içindedir. Kurumuş ve içi taş dolmuştur…”

Bu ifadenin baştan “…dağıtılır” kelimesine kadar olan kısmı doğrudur (veya doğru olabilir), bundan sonrası ise, başta verilen bilgiye (bilgi gösterisine) dayanılarak yapılmış bir kurgu, bir uydurma, bir yüksekten atmadır; amacı da kafaları bulandırmak, müminlerin duygularını zedelemek, neşelerini bulandırmaktır.

Şaşırmamak mümkün değil, bu nasıl bir cesaret, utanma ihtimaline karşı nasıl bir bağışıklık!

Bundan on yıl kadar önce zemzem kuyusuna dalgıçlar indirildi, yılların atılmış, birikmiş malzemeleri çıkarılıp tarihi değerleri olanları ayıklanmak üzere incelemeye alındı, kuyu iyice temizlendi, içeriden fotoğrafları çekildi ve yayımlandı. Kuyunun dibi taştan oyulmuş gibi ve tersine çevirilmiş bir minarenin üst tarafına benziyor. Yaklaşık ortasında, büyük taşların arasından sular, birkaç yönden küçük şelaleler gibi akıyor.

Kâbe’de zemzem satılması diye bir olay yok. Kâbe’nin içinde ve dışında bol miktarda zemzem çeşmesi ve musluklu zemzem bidonları var, buralardan parasız zemzem içer, şişelere de alabilirsiniz. Bidonlara bedava zemzem doldurmak için de birçok yerde depolar vardır.

Mekke’de, zemzem ve kullanma suları dışında temiz ve kaliteli içmelik şişe suları da var ve bunlar da çeşitli kaynaklardan alınarak buralara getiriliyor, ucuz fiyatla satılıyor.

Zemzem’in miktarı ve tükenme ihtimali konusunda Prof. Dr. Zekai Şen’i dinleyelim.

Sayın Şen dünyanın sayılı yeraltı suları uzmanlarından birisi olup, 35 yıl önce kurulan Zemzem Araştırmaları ve Geliştirmeleri Enstitüsü’nün son birkaç yıldır yöneticiliğini yapıyor ve 500 kişilik bir ekiple, ilk tarihinden bu güne zemzem kuyusu ve suyunun kalitesi ve özelliklerini araştırıyor. Dünyanın en kurak bölgelerinden birisi olan Arap Yarımadası’nın da en kurak vadisinde bu kalitede ve bollukta bir suyun 1,5 metre çapındaki bir kuyudan çıkmasının mucizevi bir olay olduğunu dile getiren Şen, zaman zaman içindeki mineral oranları değişse ve debisi kısmen azalsa da zemzem kuyusunun yüzyıllardır su vermeye devam ettiğini söylüyor. Çok büyük motorlarla hac dönemlerinde yılda bir milyon metreküpten fazla su çekilmesine rağmen suyun bitmediğine ve çok fazla azalmadığına dikkat çeken Şen, zemzem kuyusunun kaynağı hakkında bilgi toplamaya çalıştıklarını anlatıyor. Üç ana hattan zemzem kuyusuna su geldiğini tahmin ettiklerini; ama tam olarak kaynağının neresi olduğunu bilemediklerini açıklayan Şen, suyun kaynağı hakkında yaptıkları araştırmada yüksekliği iki bin metreyi bulan Taif’e kadar gittiklerini, bu dağın her gün yağmur aldığını ve kuyunun kaynaklarından birisinin burası olabileceğini tahmin ettiklerini söylüyor.

Zemzemle ilgili dedikodu üzerine bir açıklama yapan Mekke Belediye Başkanı Usame El Bar da şu bilgiyi veriyor:

“…Zemzem İslamiyet’e göre kutsaldır. Mekke’nin susuz kaldığı, yer altı sularının kuruduğu dönemlerde bile, zemzemin seviyesinde bir alçalma olmadı. Zemzem kuyusu’ndan ne kadar çok su çekerseniz o kadar fazla doluyor kuyu. Eksilme söz konusu bile değildir.”

Zemzem’in esrarı

Zemzem suyunun öyküsü ve şaşırtan özellikleri

KUTSAL SUYUN ANA SANTRALİ

Kentin içi sayılabilecek bir bölgede toplanıp dağıtılıyor Zemzem suları. Dağıtımı yıllardır Ğalye sülalesinin kontrolünde. Organizasyonun başında devlet adına Usame İbni Abdullah Kuşek adlı bir mutemet kişi var şu an için. İnanması güç olsa da çok çarpıcı ve şaşırtıcı özellikleri var bu kutsal sıvının. Örneğin şu günkü üstün teknoloji bile suyun nereden geldiğini belirleyemiyormuş.

KUYUYA SIZMA YOK

Yetkililere soruyoruz elbette:

- Yakınında bir su kaynağı vardır elbet?
- Hayır, yakınlarında izine rastlanmış tek bir kuyu bile yok. Ayrıca denize çok uzak tam 80 kilometre. 3 ayrı kaynaktan beslenir, 173 cm derinliğindeki kuyuya dışarıdan herhangi bir kaçak sızma yoktur.
- Normal sulara göre kimyasında da farklılık var mı?
- Dünyanın pek çok gelişmiş laboratuvarında bilimsel analizler yapıldı. Sonuç; diğer sulara göre çok daha az kükürtlü ve çok daha besleyici, mineralleri bakımından çok zengin olduğu yolunda.
- Vücuttan idrar yoluyla değil sadece ter yoluyla atıldığı gerçek mi efsane mi?
- (gülümsüyorlar) Gönlünüze göre karar verin. Gerçek olan şu ki sırf susuzluğu değil açlığını gidermek için içenin de açlığı bitiyor.

KATKI MADDESİ BULUNMUYOR

- Yüzyıllardır özellikle de hacıların tüm ihtiyacını karşılıyor bu su. İçine normal su katılıp mı dağıtılıyor?
- Kesinlikle yapılmaz bu. Aslında bilimsel verilere göre Zemzem’in mayalama özelliği var. Kimyacılara göre Zemzem’i normal bir su ile karıştırsak baskın gelip bütününü Zemzem özelliğine çevirebilir ama yapılmıyor yine de.

Tam nereden çıkıyor?

Ana kuyu, Mescid-i Harâm içinde, Kâbe’nin Hacer- i Esved taşının bulunduğu köşesinden on dört buçuk metre uzakta, yer altında bir odada.1,5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkıyor, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacının tüm su ihtiyacını karşılıyor ama hiç azalma kuruması yok. Önceleri Müslümanlardan bazıları yanlış bir uygulamayla dilek pınarı gibi kullanmış burayı. Yüzüklerini, küpelerini, tespihlerini atmışlar. 1971 yılında Zemzem kuyularını devlet ve din adına sevk- idare eden Ğalye sülalesinden bir zat kuyuya inip resmetti. Gördü ki su taşarak coşarak içindeki yabancı maddelerden kendini temizliyor. Sonradan üstü kapatıldı.

EN SAĞLIKLI SU

- Mikroplu maddeler girince su da kirlenmez mi?

- Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporlarına göre dünyadaki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biri de Zemzem’dir. Ayrıca içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan yegâne sudur.

- İlaç gibi bir bakıma?

- Aynen. Mesela Amerika’ya hiç kimse yurtdışından içecek ve meyve sokamaz. Lakin Zemzem ilaç listesindedir ve girişi serbesttir. Şehirlerin içme suları klorlanır ama Zemzem saftır kimya katkısı yapılmaz. Bir başka özelliği de kalsiyum ve magnezyum tuzlarının oran yüksekliğidir. Nice bitkin yorgunların yüzüne çarpınca ferahlar rahatlar.

- Ne kadar Zemzem tüketiliyor hac boyunca?

- Hiçbirimiz çok zorunlu olmadıkça Zemzem’i tüketmeyiz. Sadece hacıların hizmetindedir bu kutsal su. Her hac mevsimi, günde ortalama 594 bin litre Zemzem dağıtılır. Para ve maddiyat beklenmez, tamamen sebildir.

Safa-Merve arasında koşarken fışkırdı…

Birçok sahih hadiste şifalı bir su olduğu söyleniyor. Hz. Peygamberin “Yeryüzündeki en hayırlı sudur. O açlığı giderir ve hastalıklara şifadır” sözü var. Zemzem Arapça bir kelime. Hem “dur dur” hem de “alçak sesle konuşmak” anlamına geliyor. Atların çıkardığı alçak sese de zemzem deniyor. Hz. İbrahim (A.S.), Hakkın emri üzerine hanımı Hacer validemizi ve süt emmekte olan oğlu Hz. İsmail’i bugünkü Zemzem kuyusunun bulunduğu yere bıraktı.

SÜT DE YOKTU SU DA

O tarihte Mekke’de hiçbir insan yaşamıyordu. İçecek su da yoktu. Bir müddet sonra Hz. İbrahim’in kendilerine bıraktığı su bitti. Hz. İsmail ağlamaya, su istemeye başladı. Annesi ne yapacağını şaşırdı. Süt yok ki emzirsin, su yok ki içirsin. Hz. İsmail’in ağlamalarına daha fazla dayanamadı. Safa Tepesi’ne çıktı. Birini görebilmek ümidiyle sağa sola baktı. Kimseyi göremeyince de Safa ile Merve arasında koşmaya başladı. En son Merve tepesine çıktığında bir ses işitti. Zemzem kuyusunun yanında Hz. Cebrail’i gördü. Cebrail kanadıyla yeri kazıyordu. Nihayet su göründü. Hz. Hacer buna çok sevindi. Suyun aktığını görünce, “Dur, dur” manasında “Zem zem” dedi ve su akmasın diye önünü kesti, havuz gibi yaptı. Bir taraftan da testisini dolduruyordu. Suyu aldıkça yerinde kaynıyordu. Testisi dolduktan sonra sudan içti ve Hz. İsmail’i emzirmeye başladı

” Zemzem suyu diğer sulara göre çok daha az kükürt taşımaktadır, çok daha besleyicidir ve çok daha fazla mineral barındırmaktadır. Kaynağı henüz bilinmemektedir. Yakınlarında hiçbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklıkta. Bu şartlarda suyunu denizden veya başka bir kuyudan alması imkansız. Nasıl oluyor da yıllardır suyu bitmiyor, bunu kimse bilmiyor. Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin susuzluğunu giderir.

Sadece 1,5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacının tüm su ihtiyacını göstermemektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün raporlarına göre Dünya’daki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biri. Amerika`da yapılan test sonuçlarına göre Dünya`da içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan tek su zemzem suyu. Ayrıca zemzem hiçbir zaman belden aşağı inmez yani idrar yoluyla atılmaz yani sadece ter ile vücuttan atılır bunların hepsi bilimsel deneylerle kanıtlanmıştır. “

 

Paylaş:
"Zemzem mucizesi-zemzemin faydaları" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.

Yorum yapma kapalı.

HEMEN YORUM YAP
img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Dua ile tedavi
Dua ile tedavi Prof. Dr. Mustafa Güler, ABD Maryland Üniversitesinde...
telbine çorbası
telbine çorbası Resulallah(S.A.V)Efendimiz”Telbineye önem veriniz,hastaya onu yediriniz”buyurmuşlardır. Yine Aişe validemizden...
Felak ve Nas Surelerinin Sırrı
Felak ve Nas Surelerinin Sırrı Felak Suresini çok okuyan kişi;...
Ayetel Kürsi’nin Sırları ve önemi
Ayet-el Kürsi’nin Sırları ve Önemi . . . Ayet’el-Kürsi hakkında...
haber kategorileri
  • Kategori yok
çok okunan haberler
Malesef, bugün hiç haber girilmedi.
Malesef, bu hafta hiç haber girilmedi.
Malesef, bu ay hiç haber girilmedi.

Başvuru Kaynakları Başvuru Kaynakları