Çocuklarda Altını ıslatma

Çocuklarda Altını ıslatma
Bu haber 20 Eki 2012 Cts 21:31 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

Çocuklarda Altını ıslatma

Alt ıslatma 5 yaşına kadar normal

Uzmanlar, çocuklarda alt ıslatma sorununun 5 yaşına kadar normal, bundan sonra hastalık olarak kabul edildiğini bildirdi

Doç. Dr. Ak, çocukta fiziksel bir hastalık olmamasına rağmen soğuk, ağırlık kaldırma, fazla bedensel hareketler ile ilgi çekme isteğiyle alt ıslatma sorununun görülebileceğini söyledi. Ebeveynlerden, sorunu olan çocuklarına ”hoşgörülü” yaklaşmalarını isteyen Doç. Dr. Ak, şöyle konuştu: ”Çocuğun alt ıslatma sorunuyla ilgili kimsenin dalga geçmesine izin verilmemeli ve çocuk tek başına yatırılmalı. Üstünü kendisi temizlemeli. Anne ve baba, bu durumun hastalık olduğunu bilmeli ve ona göre davranmalı. Çocuğu azarlamak, dövmek, hor görmek, cezalandırmak veya tehdit etmek son derece yanlıştır. Bu çocuklarda ileriki yaşlarda davranış bozukluğu görülebiliyor.”

Alt ıslatma sorunu olan çocukların genellikle uykusunun çok ağır olduğunu belirten Doç. Dr. Ak, ailelere şu önerilerde bulundu: ”Çocuk, uykulu olarak tuvalete götürülmemeli. Uyandırılıp eli yüzü yıkandıktan sonra, tuvalete götürülmeli. Yoksa çocuk, uykuda çiş yapmayı öğrenir. Bu tür çocuklar, uykuya daldıktan 1-2 saat sonra altlarını ıslatırlar. Bu durum gözönünde bulundurularak çocuklar takip edilmeli. Çocuklara, saat 17.00′den sonra sulu gıdaları sınırlı vermek gerekir. Çocuk yatağından kuru kalktığında, sarılarak ya da bir öpücükle ödüllendirmek lazım.”

Doç. Dr. İsmail Ak, bu çocuklara (altını ıslatıyor) diye bez bağlanmaması gerektiğini de belirterek, şunları söyledi: ”Çocuk, altının bağlı olmasına güvenerek altını ıslatabilir. Piyasada, hastalık için kullanılan iki çeşit ilaç var. Bunlardan biri hap diğeri ise hormon damlası. Bu damla zorunlu durumlarda kullanılmalı. Eğer, birkaç günlüğüne tatile ya da misafirliğe gidilecekse, sıkıntı yaşamamak için kullanılabilir. Şayet sürekli kullanılırsa devamlı vücudu uyardığı için bu kez duyarsız hale geliyor.”

Hastalığın bazı kişilerde ileriki yaşlara kadar devam ettiğinin gözlemlendiğini belirten Doç. Dr. Ak, ”Bu durum, bazen evlilik hayatında sorun oluşturabiliyor” dedi. Doç. Dr. Ak, alt ıslatma sorununun kız çocuklarına oranla erkeklerde daha sıklıkla görüldüğünü de kaydetti.

Geceleri altını ıslatan çocuklar psikolojik olarak içe dönük ve eziklik hissine kapılırken, bu sorun ailelere bıkkınlık veriyor. Yatağını ıslatan çocuğun kişilik gelişimi olumsuz etkileniyor. Çocuk bunu bir sır gibi saklıyor, arkadaş evinde kalamıyor, yaz kampları, okul gezileri, spor turnuvalarına katılamıyor ve ülkemizdeki her 7 çocuktan birisi geceleri yatağını ıslatıyor.

 

Gece altını ıslatma, gece uyku sırasında farkında olmadan idrar yapma olarak tanımlanabilir. Normalde çocukların çoğu hem tuvalet eğitiminin etkisi hem de mesane kapasitesinin gelişmesi sonucu 2-4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Gece altını ıslatma çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40’ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20’ye, 6 yaşında %10’a düşmektedir. Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır. Aileler 5-6 yaş civarında bu sorunla ilgilenmeye ve genellikle de 7-8 yaşında hekimlerden yardım istemeye başlarlar. Ülkemizde 7-11 yaşındaki erkek çocukların %16’sında, kızların ise %11’inde altını ıslatma sorunu olduğu bildirilmektedir.
Çocuklarda Gece Altını Islatma Nedenleri

Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır. Eğer çocuk hekime getirilinceye kadar devamlı altını ıslatıyorsa PRİMER (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa SEKONDER (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilmektedir. Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma gurubunda toplanmaktadır. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir. Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ver organik olmak üzere iki guruba ayrılarak incelenmektedir.

Fizyolojik Nedenler

Gece altını ıslatan çocukların büyük bir gurubu (%90-95’i) fizyolojik altını ıslatma gurubunda toplanmaktadır. Bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir. Esas önemlisi altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmasıdır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta %45, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır. Aile öyküsü olan vakalar iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler.

Organik Nedenler

Altını ıslatan çocukların %2-3’ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır. Vakaların %5-10’unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik etmektedir. Bunlar “polisemptomatik altını ıslatma” olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması, kabızlık ve bazen besin allerjisi saptanmaktadır. Ayrıca son yıllarda halk arasında “geniz eti” olarak bilinen adenoid vegatasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.

Genel olarak psikolojik olaylar daha önce bahsedilen primer altını ıslatma sorununa yol açmazlar. Bu nedenle de altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek yoktur. Ayrıca kötü çocukların altını ıslattığı gibi ön yargıların geçersiz olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bir ruhsal sorundan sonra altını ıslatma yaşanıyorsa bu genellikle fizyolojik altını ıslatmanın tekrar ortaya çıkmasıdır. Davranışsal gerilemesi olan çocuklarda gece altını ıslatma yanında okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgular vardır ve bunların mutlaka çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi gereklidir.

Çocuğa Yaklaşım

Hemen en önemle belirtmeliyiz ki altını ıslatmanın kendisinden çok, bu çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir. Bunların içinde en tehlikelisi “Altına yapan kızını sobaya oturttu” gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakmaktadır. Altını ıslatan çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı (bir tür diş çıkarmanın, konuşmanın gecikmesi gibi) ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gereklidir.

Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar daha önce bahsedilen organik faktörlerin varlığı bakımından incelenmelidir. Bir başka deyişle altını ıslatma sorunun fizyolojik olup olmadığı belirlenmelidir. Bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır. Altını ıslatan çocukların %97’sinde fiziksel bir neden yoktur. Bu nedenle ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. Bu noktada altını ıslatan çocukta “küçük mesane” veya uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir.

Tedavi Yaklaşımı

Altını ıslatma idrar yolu enfeksiyonu gibi bir nedene bağlıysa öncelikle bu tür sorunlar çözülmelidir. Fizyolojik altını ıslatma sorunu olan çocukların tedavisinde ise şu ilkelere uyulmalıdır:

Gece kalkıp tuvalete gitme bir hedef olarak kesinleştirilmelidir.
Tuvalete ulaşmak kolaylaştırılmalıdır.
Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edilmelidir.
Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı alımından kaçınılmalı ve kafein içeren içecekler kesinlikle verilmemelidir.
Yatağa girmeden tuvalete gidilmelidir.
Gece kuru kalması için bez bağlanmamalıdır. Bu tür yöntemler temizlik için yararlı olmakla birlikte çocukların gece kalkma motivasyonlarını olumsuz etkilemektedir.
Sabah temizliğine çocuğun katılımı sağlanmalıdır.
Çocukların benlik saygıları desteklenmelidir.
Ailelere nasıl davranacaklarını anlatan kılavuzlar hazırlanmalıdır.
Çocukların hangi günler kuru kaldıkları bir kart üzerine işlenmelidir.
Çocuklar en az ayda bir kez kontrol edilmelidir.

Tedavi Yöntemleri

Çocuklarda gece işemeleri konusunda bugüne kadar sayısız araştırmaları bulunan Danimarka Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Norgaard dün ülkemize bir ziyarette bulundu. Çocuklarda uykuda işeme durumunun 2-3 yaşlarına kadar normal olduğunu, ondan sonra gece işemelerinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini ve bu durumun çocukların kendilerine olan güvenlerini azalttığını söyledi;” Yaptığımız araştırmalar çocuklardaki bu rahatsızlığın psikolojik herhangi bir yönünün bulunmadığını, tamamiyle fizyolojik bir rahatsızlık olduğunu gösteriyor. Çocuklarda “ADH” adı verilen bir tür su tutucu hormon, geceleri gündüze nazaran iki misli seviyeye çıkar. Bu da idrar kesesinde biriken sıvı miktarını azaltır. Ancak çocukta bu hormon eksik olduğunda çocuk idrarını kontrol edemez ve gece tam işeme yapar. Çoğu aile bunu bilmiyor, çocuğun sorununu psikolojik zannediyor, halbuki basit bir ilaç tedavisi ile sorun kolayca hallolur” dedi.

Ülkemizde ilkokul çağındaki 7 çocuktan birisi “enüretik” yani geceleri altı işiyor. Bazen bu durum yetişkin çağı dediğimiz 17-18 yaşlarına kadar devam edebiliyor. Yine araştırmalar daha çok erkek çocukların gece altlarına işediğini gösteriyor. Burundan günde 1 kez kullanılan sprey ise, hormon eksikliğine bağlı gece işeme sorunu olan çocuklara çare oluyor. 6 ay düzenli olarak kullanılması tavsiye ediliyor, ilk kullanımından itibaren yatak kuruluğunu sağlıyor.
Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7-8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilmektedir. Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin veya ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelmektedir. Önce çocukların kendiliğinden uyanması denenir, bu mümkün olmuyo rsa ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Daha önce başarılı olduğu gösterilmiş 6 günlük bir programın ayrıntıları ise şu şekildedir.

İlk gece çocuk gece 1’e kadar her saat başı uyandırılır. Çocukla konuşularak ve yürütülerek uyandığından emin olunur. Altı kuruysa övücü sözler söylenir ve “tuvalete girme ihtiyacın var mı yoksa bir sonraki saati mi bekleyeceksin” sorusu sorulur. Çocuk tuvalete gitmek isterse tek başına tuvalete yürümesi istenir. Eğer çocuk altını ıslatmışsa pijama ve iç çamaşırlarını kendisinin değiştirmesi teşvik edilir. Gece 1’de uyandırıldığında kuru olsa bile idrarını yapmaya çalışması söylenir.
Daha sonraki beş gece çocuk bir kez uyandırılır. İlk gece uyuduktan 3 saat sonra, ikinci gece 2.5 saat sonra ve böyle süre azaltılarak beşinci gece uyuduktan 1 saat sonra uyandırılır. Son gece bundan sonra kendisinin uyanması söylenir.
Bu programdan sonra altını ıslatma tekrarlarsa (3 gün üst üste altını ıslatırsa) yeniden 6 gecelik uyandırma programı tekrarlanır.

Bazı çalışmalarda bu program ile %92 oranında çocukların kuru kalması sağlanmış, bunların %20’sinde ise yeniden altını ıslatma sorunu tekrarlanmıştır.

Alarm Kullanımı ve İlaç Tedavisi

Daha önce anlatılan ve daha çok davranış değişikliği üzerinde duran tedavilerden bir sonuç alınamadığında “enüretik alarm” kullanımı veya ilaç tedavisi denenmelidir. Her iki tedavi yöntemi için de çocukların 8 yaşını bitirmesi beklenmelidir. Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz hareket geçen ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda yardımcı olan araçlardır. Son yıllarda “enüretik alarm” teknolojisinde önemli ilerlemeler olmuş ve hem küçük hem de kullanımı kolay alarm cihazları üretilmiştir. Alarm tedavisine 2-3 ay devam edilmesi gerekmekte ve bu tedavi ile çocuklarda %70-84 oranında iyileşme sağlanmaktadır. Alarm tedavisi sonunda tekrarlama riski %10 dolayındadır.

Altını ıslatma tedavisinde uzun yıllardır çeşitli ilaçlar kullanılmıştır. Bunların arasında imipramin (Tofranil), oxybutynin (uropan) isimli ilaçlar ilk kullanılanlardır. Son yıllarda vücutta sıvı tutulmasını sağlayan Minirin isimli ilaç da tedavide kullanılmaya başlanmıştır. İlaç tedavisi ile %10-60 arasında iyileşme sağlanmakta, fakat tedavi kesildikten sonra %90’a varan oranda tekrar riski bulunmaktadır. Bu nedenle son yıllarda alarm ve ilaç tedavisinin birlikte kullanılması önerilmektedir.

Altını ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorun olması yanında ailelerin yanlış tutumlarının sürdüğü bir konudur. Öncelikle altını ıslatan çocukların konuyla ilgilenen çocuk hekimleri tarafından değerlendirilmesi ve ailenin katılımı ile uzun dönemli bir tedavi yaklaşımının denenmesi gereklidir. Son yıllardaki araştırmalar altını ıslatma tedavisinde en etkili yöntemin tek başına veya bir ilaçla birlikte alarm kullanımı olduğunu göstermektedir.

ALTINI ISLATMA:

Alt ıslatma genellikle insanın uygun olmayan yatak tercihi,ağır iş durumu ve vücudun üşütülmesinde kendini gösteriyor:

*50 gr sarı kantron *50 gr selvi kozalagı *50 gr tavşan memesi.orantılı olarak karıştırılır 3 su bardağı suda 1 yemek kaşığı bitki çayı eklenerek bir taşım kaynatılp 10 yaştan küçüklere bir çay bardağı,büyüklere bir su bardağı akşam sabah olarak verilir:

ALTINI ISLATMA ( İDRAR TUTAMAMA )

DAMİANA
AT KUYRUĞU OTU
SARI KANTORON

Bitki çayları kullanılır.

Çocuklarda Altını Islatmamanın Bitkisel Tedavisinde Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler:Keten tohumu, Atkuyruğu otu, Cersiye Civan perçemi, Ballıbaba, Bal, Şeker

Çocukların Gece Altına İşemesi : Çocuklarda alt Islatma sorunlarına Bitkisel Çözümler

Keten tohumu dövülerek ezilir. Elde edilen posa macun kıvamına gelinceye kadar bal ve keten yağı ile yoğrulur. Hazırlanan bu macundan yemek arası bir çay kaşığı yedirilir.

Atkuyuruğu otu ve civan perçemi birlikte demlenir. Elde edilen sıvı süzüldükten sonra tatlandırılmadan hastaya günde üç çay kaşığı verilir.

Cersiye yaprakları civan perçemi ile birlikte demlenir. Süzülerek elde edilen sıvıdan bir kahve fincanına iki çay kaşığı hazırlanan sıvıdan ilave edilerek yemekten sonra içirtilir.

Ballıbaba yaprakları kurutulduktan sonra, on dakika kaynar suda bekletilir. Sıkılarak elde edilen posası bal ile karıştırılarak macun kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan macundan nohut iriliğinde haplar yapılır. Bu haplardan günde üç tane içilir.

Bazı çocuklar gece altına kaçırabilirler. Bu durum hiç ihmal edilmemesi ve nasılsa geçer diyerek önemsenmeyecek bir durum değil. Bu durum çocuklarınızın gelişimini olunsuz yönden çok etkileyeceğini unutmamalısınız. Kızlara göre erkek çocuklarda bu rahatsızlık daha sık görülmektedir.

Bu durumda mutlaka çocuğunuzu bir hekime götürmelisiniz.

Bitkisel kürler :

1,5 2 tatlı kaşığı civan perçemi, 1,5 tatlı kaşığı sarıkantaron ve 1 tatlı kaşığı meşe kabuğu.

Hazırlanışı ve uygulaması: Yarım litre kılorsuz suyun içine malzemelerin hepsini birlikte koyup kaynatın. Bu kürden çocuğunuza sabah ve öğle olmak üzere 2 fincan içirin.

Not: Bu uygulamayı 10 yaşından küçük çocuklara uygulamayın.

 

 

 

.

Paylaş:
"Çocuklarda Altını ıslatma" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.

Yorum yapma kapalı.

HEMEN YORUM YAP
img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Atardamar Tıkanıklıkları
Atardamar Tıkanıklıkları Akut (ani gelişen) ya da kronik arter tıkanıklıkları...
Apseler ve İltihaplar
Apseler ve İltihaplar Çeşitli bakteriler,Apse ve enfeksiyonlara (iltihaplara) neler sebep...
Bademcik İltihabı (Tonsillit)-Anjin
Bademcik İltihabı (Tonsillit)-Anjin Boğazın dibinde bademcikleri görebilirsiniz. Bademcik , tonsil,...
haber kategorileri
  • Kategori yok
çok okunan haberler
Malesef, bugün hiç haber girilmedi.
Malesef, bu hafta hiç haber girilmedi.
Malesef, bu ay hiç haber girilmedi.

Başvuru Kaynakları Başvuru Kaynakları