Anemi (Kansızlık)

Anemi (Kansızlık)
Bu haber 30 Eki 2012 Sal 3:03 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

KANSIZLIK (ANEMİ)

.
Anemi (Kansızlık) hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre dünya sağlık örgütü tarafından kabul edilen kriterlerin altında kalmasıdır. Bu kriterler erişkin erkeklerde 13 g/dL, kadınlarda 12 g/dL nin altı kabul edilir. 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda 11 g/dL nin, 6-14 yaşlarda 12 g/dL nin altı anemidir.

En sık rastlanan anemi türleri

Demir eksikliğine bağlı anemi,
Folik asit eksikliğine bağlı anemi,
Vitamin B-12 eksikliği anemisidir.

Demir Eksikliği Anemisi

Demir eksikliği tüm yaş gruplarında özellikle 6-24 aylar arasında bebek ve çocuklarda aneminin en yaygın nedeni olarak kabul edilmektedir. Demirin, insan organizmasında yaygın olarak kullanılması nedeni ile eksiklik durumlarında tüm sistemler etkilenmekte ve pekçok sistemik belirtiler ve klinik bulgular ortaya çıkmaktadır. Çocuklardaki demir eksikliğinin klinik bulguları erişkinlerden farklılık göstermektedir ve özellikle anemi dışındaki etkileri ön plana çıkmaktadır. Ayrıca büyümenin hızlandığı dönemlerde daha sık görülmekte, beslenme biçimi, sosyoekonomik durum ve geçirilmiş enfeksiyonlar oluşumuna katkıda bulunmaktadır.

Demir eksikliği anemisinin tanısı iyi alınan bir öykü, fizik inceleme, tam kan sayımı, eritrosit indeks değerleri ve periferik kan yaymasının değerlendirilmesiyle çoğunlukla konulabilir.

Öyküde; hastanın yaşı, beslenme biçimi, gastrointestinal kanama, malabsorbsiyon ve parazitozlara yönelik sorulara yanıt aranmalıdır. Adolesan dönemdeki kız çocuklarında menstrüasyonların sıklık ve süresi öğrenilmelidir. Tablo1′de demir eksikliği anemisinin en sık nedenleri özetlenmiştir.

Demir eksikliği anemisinde eritrositler hipokrom mikrositerdir .

Laboratuvar yöntemleriyle demir eksikliğinin tanısında kullanılan birçok parametre vardır. Ancak bu testlerin sonucu anemi dışındaki pekçok etmene bağlı olarak da değişebilir (Tablo 2 ve 3).

Serum Ferritin Düzeyi: Normal koşullar altında depo demirini yansıtmaktadır. Çocuklarda normal değerleri yaşla değişkenlik göstermekte yenidoğanda yüksek olan değerler bebeklik ve çocukluk çağında azalmaktadır. Düşük ferritin değerleri demir depolarının azalmış olduğunu gösterirken hafif üst solunum yolu enfeksiyonları, gastroenteritler gibi çocuklarda yaygın olarak görülen enfeksiyonlarda ve inflamasyonda normal ya da yüksek düzeyler elde edilebilmektedir.

Tablo 1. Demir eksikliği anemisinin nedenleri

Prenatal Nedenler
Prematürelik
İkiz ve çoğul gebelikler
Fetomaternal transfüzyon
Diğer kanama nedenleri
Postnatal Nedenler
Beslenme yetersizliği
Ek besinlere geç başlama
Aşırı inek sütü kullanımı
Vejeteryan ve semivejeteryan beslenme
Zayıflama rejimleri, yeme bozuklukları
Emilim bozuklukları
Kronik ishaller
Kronik enfeksiyonlar
Sindirim sistemi anomalileri
Malabsorbsiyon
Demir gereksiniminin arttığı durumlar
Akut veya kronik kan kaybı
Paraziter enfeksiyonlar
Hızlı büyüme dönemleri

Plazma Demir Düzeyi: Serum demiri, demir bağlama kapasitesi ve transferrin satürasyonu değerleriyle belirlenebilmektedir.

Serum demirinin tamamına yakın bölümü transferrine bağlı olarak taşınmakta olup gün içinde değişiklikler göstermektedir. Demir eksikliği anemisinde ise düşük düzeylerde bulunmaktadır. Sabahları daha yüksek akşamları daha düşük değerlerde olması nedeniyle kan örneklerinin sabah ya da öğleden önce alınması önerilmektedir.

Total demir bağlama kapasitesi (TDBK) serum demirinden daha az değişiklikler göstermekte demir eksikliğinde artmaktadır.
Transferrin satürasyonu ise serum demirinin TDBK’ne oranını göstermekte demir eksikliğinde ve enfeksiyonlarda azalmış düzeylerde bulunmaktadır.

Serbest Eritrosit Protoporfirin Düzeyleri: Demir eksikliği ve enfeksiyonlardan birkaç gün sonra orta derecede yükselirken kurşun zehirlenmesi olgularında çok yüksek değerlere ulaşabilmektedir.

Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV) ve Ortalama Hemoglobin Hacim (MCH): Değerleri Demir eksikliği anemisinde MCV ve MCH değerleri düşüktür. Eritrositler hipokrom mikrositerdir. Bu değerler tam kan sayımını ölçen çoğu elektronik aygıttan hazır olarak elde edilebilmektedir. Ancak heterozigot talasemi ve Hemoglobin H hastalığında zaman zaman da kronik enfeksiyonlarda benzer biçimde sonuçlar elde edilmektedir.

Ortalama Eritrosit Hemoglobin Konsantrasyonları (MCHC): En doğru olarak Hb’nin Htc’ye bölünmesiyle hesaplanmakta ancak demir eksikliğinin ileri evrelerinde düşük değerler görülebilmektedir.

Ortalama Eritrosit Hacmi Genişliği (RDW): Demir eksikliğinin en erken bulgusu olarak RDW’deki artış kabul edilmekte heterozigot a ve b talasemide ise normal düzeyler görülmektedir. Ancak çok ender görülen Hemoglobin H ve S Beta talasemide de yüksek değerler görülebilmektedir.

Serum Transferrin Reseptör Düzeyleri (sTRI): Kronik enfeksiyonların ayırıcı tanısında önem taşımakta demir eksikliğinde, hemolitik anemi, talasemi, ve hemolitik anemilerde artmış bulunabilmektedir. Bazı araştırmacılar sTRI/log fer değerlerinin demir eksikliği anemisinin tanısında yararlı olabileceğini ileri sürmektedirler.
Kemik iliği aspirasyonlarından elde edilen ve Prusya mavisi ile boyanan örneklerde demirin olmadığının gösterilmesi altın standart olarak kabul edilse de çocuklarda ve erişkinlerde kullanılmamaktadır.

Demir Tedavisine Hemoglobin Yanıtı: Sağlıklı bebek ve çocuklarda görülen aneminin en sık nedeni diyet demirinin yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Son 1 ay içinde herhangi bir enfeksiyon geçirmemiş çocuklara 1ay 3 mg/kg/gün demir tedavisi verildiğinde hemoglobin değerlerinde 1 g/dl artışın görülmesi bugün için çocuklarda demir eksikliği anemisinin tanısında “altın standart” olarak kabul edilmektedir.

Ancak ailenin tedaviye uyumundan emin olunmalı ve ülkemizin beta talasemi kuşağında olması da düşünülerek bir ay sonunda yeterli yanıt alınamazsa tedavi sürdürülmemeli, diğer yardımcı testlere başvurulmalıdır. Çocuklarda demir eksikliği anemisi tanısı koyarken kullanılacak eşik değerler erişkinlerinkinden farklılık göstermektedir (Tablo 1).

Demir eksikliği anemisinin laboratuvar bulguları hastalığın dönemlerine göre değişebilir.

1. Prelatent dönem: Anemi görülmez. Eritrositler normal büyüklük, görünüm ve sayıdadır. Ancak demir depolarında azalma sonucunda serum ferritin değerleri düşük bulunmaktadır.

2. Latent dönem: Eritropoezde demir eksikliği ortaya çıktığı için düşük ferritin düzeylerinin yanında eritrosit protoporfirini ve RDW değerlerinde artış görülmektedir. Ayrıca serbest transferrin düzeyi (sTRI) de artmış, kemik iliğinde demir deposu tükenmiştir.

3. Erken demir eksikliği: Demir eksikliğinin eritropoez üzerine etkisi belirgin olmaya başlamakta, MCV ve hemoglobin değerlerinde hafif düşme görülmektedir.
4. Geç demir eksikliği: Hemoglobin, MCV, ferritin serum demiri ve transferrin satürasyonu azalmış; RDW ve serbest eritrosit protoporfirini artmış bulunmaktadır.

Ayırıcı Tanı

Demir eksikliği anemisi diğer birçok durumla karışabilir. Enfeksiyonlar da en sık 6 24 ay arasındaki çocuklarda görülmektedir. Enfeksiyonların neden olduğu anemi, özellikle bir yaş altında anne sütü ve demirden zengin besinlerle beslenen ve demir eksikliği prevalansının düşük olduğu orta ya da yüksek sosyoekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarında görülür.

Ağır enfeksiyonlara aneminin eşlik ettiği uzun süredir bilinmektedir. Son yıllarda hafif ve yaygın enfeksiyonlarda da anemi görülebileceği üzerinde durulmaktadır. Otitis media, üst solunum yolu enfeksiyonları ve gastroenteritlerde hafif anemi prevalansı, 2 hatta 3 katına çıkabilmektedir. Anemi, enfeksiyonun derecesine göre gelişir, burada eritrosit sedimentasyon hızı yol gösterici olabilir. Genellikle üç günden uzun süren ateşin, anemi oluşumuna katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Son aşılamadan özellikle kızamık aşısından sonra Hb’de 0.3 g/dl düşüş görülmektedir.

İnflamatuar hastalıklara bağlı anemide demirin, hemoglobin yapımı için depolardan kullanımı ve intestinal emilimi bozulmakta, demir karaciğer, dalak, kemik iliği gibi depo yerine taşınmakta, intravasküler Hb yapımı azalmaktadır. Bu durumda sıklıkla normokrom normositer bir anemi görülmekle birlikte çocukların 1/3′ünde hipokrom ve normositer bir anemi de oluşabilmektedir. Ateş ve enfeksiyon demir emilimini baskılamaktadır. Özellikle aktive olmuş bağışıklık sisteminden salgılanan TNF ve g interferonun eritropoezi baskıladığı düşünülmektedir.

Yapılan çalışmalarda Hb’i 11.5 g/dl altında olan çocukların %20′sinde enfeksiyon varken yalnızca %7′ sinin üç ay içinde hiç enfeksiyon geçirmediği saptanmıştır. Bu enfeksiyonlara eşlik eden anemide inflamatuar yanıtın, demir metabolizmasında oluşturduğu değişikliğin bir ay kadar sürdürebileceği belirtilmektedir. Akut enfeksiyonda serum demiri, depolara kaymakta ve serum demir düzeyinde hızlı azalma, ferritin de ise artma görülmektedir. Bu nedenle enfeksiyonlar, serum demirinin kullanılabilirliğini engelleyerek anemiye yol açmaktadır.

Yapılan çalışmalar, demir tedavisiyle Hb düzeyindeki artışın son 3 ayda enfeksiyon geçiren çocuklarda daha yavaş olduğunu göstermektedir.

Tablo 4′de demir eksikliği anemisinin en çok karıştığı durumlardaki laboratuvar bulguları görülmektedir.

Tedavi

En sık kullanılan tedavi biçimi günde 3 mg/kg elementel demirin ağızdan, yemeklerden en az yarım saat önce alınmasıdır. iki yaştan küçük bebeklere sabah kahvaltısından yarım saat önce tek doz olarak verildiğinde iyi tolere edildiği bildirilmektedir. iki yaşından büyük çocuklarda 2-3 doz biçiminde yemeklerden önce verilmesi önerilmektedir. Ferröz sülfat en sık kullanılan demir tuzu olmakla birlikte mide barsak sistemi üzerine yaptığı iritatif etkileri nedeniyle diğer ferröz tuzlar da seçilebilmektedir (Tablo 5).

Demirin ağızdan günlük verilmesi sonucu emilimin her gün istenilen düzeyde olmadığı bildirilmektedir. Bir gün önce alınan yüksek miktardaki demirin ertesi gün alınan demirin emilimini azalttığı ve mukozal blok etkisine yol açtığı düşünülmektedir. Bu nedenle haftada bir ya da iki kez yüksek demir dozlarıyla tedavi denenmiş ortaya çıkan net etkinin günlük tedaviden farklı olmadığı ve uyumun daha iyi olduğu ve yan etkilerin de daha az olduğu görülmüştür. Ayrıca demir tuzlarıyla tedaviye uyumsuzluk ya da yan etkiler oluştuğunda demir emilimini bozmayan yiyeceklerle birlikte verilmesi ya da miktarının azaltılması önerilmektedir.

Demirin emiliminin hızı aneminin ağırlığına da bağlıdır. Tedavinin ilk ayında özellikle en yüksek değerlere ulaşmaktadır. Bir aylık tedavi sonucunda hemoglobinde 1 g/dl’lik artış sağlanmışsa üç-dört ay daha sürdürülerek demir depoları doldurulmalıdır. Anemi, mikrositoz, eritrosit serbest porfirin düzeyleri ortalama üç ayda düzelmektedir.

Ağır anemide bir-iki hafta içinde retikülositoz yanıtı görülmekle birlikte hafif anemide beklenilen düzeyler elde edilmeyebilir. Ağır demir eksikliğinde tedaviden 24 saat sonra kemik iliğinde değişiklikler görülebilmektedir.

Aşırı demir yüklenmesine neden olmamak için beş aydan daha fazla demir kullanılmamalıdır.

Demir eksikliği anemisinin yeniden gelişmemesi için nedene yönelik önlemler alınmalı, demirden zengin besinlerin kullanılması, demir emilimini bozan süt, çay ve kepekli gıdaların demir preparatları ile birlikte alınmaması, C vitamininden zengin portakal suyu gibi emilimi arttırıcı besinlerle verilmesi sağlanmalıdır.

Ağızdan verilen demir tedavisine yanıt alınamadığı durumlarda aşağıdaki olasılıklar düşünülmelidir:

1. Tedaviye uyumsuzluk ya da ilacın yanlış kullanımı,
2. Kan yitiminin sürmesi,
3. Tedavinin yeterince sürdürülmemesi,
4. Mide pH’sını yükselten ilaçların kullanımı,
5. Yanlış tanı.

Çok ender durumlarda çocuklarda tek başına demir tedavisi yerine ağır anemiyi düzeltmek için kan transfüzyonları yapılmaktadır. Çocuklarda hemoglobinin 4-5 g/dl ve altında olması, kalp yetmezliği bulgularının ortaya çıkması durumlarında paketlenmiş, yıkanmış eritrosit süspansiyonları 5-10 ml/kg 3-4 saat içinde vital bulgular yakından izlenerek verilmektedir.

Demir Eksikliği Anemisinden Korunma

Yaşamın ilk altı ayında demir eksikliğinin önemli nedenlerinden biri demir depolarının yetersiz olmasıdır. Fetüsün ağırlığı ve gebelik yaşı ile serum demiri arasında doğru bir orantı bulunur. Gebelikte gelişen hafif-orta derecedeki anemide, fetal demir düzeyi etkilenmez. Ancak ağır anemide (Hb’nin 7 g/dl’nin altında ise) yenidoğanın demir düzeyleri etkilenmektedir. Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin demir depoları term doğan bebeklerden daha düşük, büyümeleri ise daha hızlıdır. Demir depoları erken tükeneceği için bu bebeklerde anne sütüyle beslenmeye iki ya da üçüncü ayda demir eklenmelidir. Ek gıdalara başlandığında ise kesinlikle demir yönünden zengin besinlerde verilmelidir.

Yaşamın ikinci altı ayında demir eksikliğinin temel nedeni hızlı büyümeyle birlikte diyette demirin yetersiz bulunmasıdır. Bu dönemde bebeğin demir gereksinimleri çocuğun gelişimine uygun olarak yiyebileceği demirden zengin besinlerin verilmesiyle karşılanabilir (Tablo 6).

Oyun çocukluğu döneminde (bir-üç yaş) ana sorun aşırı süt tüketimidir. “Milkakolik sendrom” da denilen bu durumda sütün çocuğun açlığını oldukça kolay bir biçimde bastırması nedeniyle şişenin sonuna kadar içilmesiyle karakterizedir. Diyetin büyük bir kısmını oluşturması nedeniyle de diğer demirden zengin besinlerin alımını da engellemektedir. Bütün süt çeşitleri, keçi sütü ve soya sütü de dahil demir çok az içermeleri yanında demir emilimlerinin yetersiz olmaları nedeniyle günde 500 ml den fazla tüketilmemelidir.

Okul öncesi (4-7 yaş) ve okul çocukluğu (7-12 yaş) döneminde demir eksikliği anemisi az görülmekle birlikte okul çocukluğu dönemindeki çocuklarda daha çok beslenme hataları dışındaki nedenler; mide barsak hastalıkları (peptik ülser, kronik inflamatuvar barsak hastalıkları, reflü ösefajiti vb.) sık görülmektedir. Bu çocuklarda ısrar eden demir eksikliği anemisi durumlarında ayrıntılı araştırma gerekmektedir.

Ergenlik döneminde (12-18 yaş) hızlı büyümenin yanında özellikle genç kızlarda menstrüasyonla kan kaybı, vejeteryan ve semivejeteryan beslenme biçimi, yetersiz besin alımı, zayıflama rejimleri, yeme bozuklukları (anoreksia nervosa vb.) demir eksikliğinin sık görülmesine neden olmaktadır.

Bu bilgilerin ışığı altında birkaç basit kuralın uygulamaya konulmasıyla çocuklarda demir eksikliğini önlenebilir.

Tanım olarak düşük miktarda demire bağlı olarak kanın kırmızı hücrelerindeki azalmadır. Kansızlığın en sık görülen şekli budur. Demir, kanda oksijen taşıyan pigment olan hemoglobinin önemli bir parçasıdır. Demir eksikliğinin nedenleri :

Diyette az miktarda alınma,
Vücut tarafından az miktarda emilimi
Kronik kanamalar (ağır adet kanaması dahil)

Örneğin: burun kanamaları, hemoroid, mide yada barsak ülseri, polip, gastroenterial kanser gibi … Çocuklarda kurşun zehirlenmesi sonucunda da demir eksikliği anemisi görülür. Vücutta ve kemik iliğindeki demir depolarının harcanması sonucu kansızlık yavaş yavaş gelişir. Genellikle kadınlarda demir depoları daha azdır.

Yüksek risk grubu içerisinde doğurganlık çağında olan ve adet dönemi nedeniyle kan kaybı olan kadınlar, demir ihtiyacı artmış gebe veya emziren kadınlar, çocuklar ve diyetinde yeterli oranda demir bulunmayan kişiler bulunmaktadır. Kan kaybına bağlı risk faktörü arasında peptik ülser, barsak kanseri, rahim kanseri, uzun dönem aspirin kullanımı sayılmaktadır.

Demire bağlı aneminin kendine özel bulgular nelerdir ?

Yiyecek dışındaki şeylere istek. Örneğin: toprak, buz, kireç taşı, nişasta gibi…
Ağız kenarında ve tırnaklarda çatlaklar
Tırnaklarda biçimsizlik: kaşık biçimi almaları gibi…
Tahriş olmuş dil

Günlük demir gereksinimi ve kaybı ne kadardır?

Günlük demir gereksinimi 1-3 mgr. kadardır. Bunun % 5-10 duedenum ve proksimal ince barsaktan emilir. Günlük kayıp 1 mgr dır. Ter, dışkı, idrar, dökülen hücreler ile kaybedilir. Gereksinim bebeklik, hamilelik, ağır hastalık ve emzirme dönemlerinde artar.

Hangi besinler demir açısından zengindir?

Kırmızı et, karaciğer, balık, kuru üzüm ve yumurta sarısı demir açısından zengin gıdalardır. Un, ekmek ve tahıllar demir ile zenginleştirilmiş olabilir.

Demir eksikliği anemisi düşünülen hastalarda yapılması gereken başlıca tetkikler neler olmalıdır?

Tam kan sayımı, serum demiri, serum demiri bağlama kapasitesi, transferin saturasyonu, serum ferritin düzeyi, dışkıda gizli kan ve periferik yaymadır. Tam kan sayımında düşük hemoglobin ve hematokrit değeri, kanda düşük ferritin düzeyi, kanda total bağlama kapasitesi ve kan kaybını değerlendirmek açısından dışkıda gizli kan görülebilir.

Tedavi olarak ne uygulanır?

Ağızdan demir tedavisinde kullanılan demir formları demirsülfat, demir glukanat ve demir fumorattır. Demir tedavisine başladıktan iki ay sonra hemoglobin düzeyi normale dönecektir, ancak çoğunlukla kemik iliğinde olan demir depolarını doldurmak amacı ile tedaviye 6-12 ay daha devam edilmelidir.

Damar içerisine veya kas içerisine uygulanabilecek demir ilaçları da ağızdan alıma dayanamayan hastalarda kullanılabilir. Tedavi ile birlikte kan sayımı iki ay içerisinde normale dönecektir.

İlaç kullanılırken dikkat edilecek noktalar nelerdir ?

En iyi demir emilimi aç karnına olmasına rağmen pek çok insan buna katlanamaz ve gıda ile almak ister. Süt ve sütlü mamüller demir emilimini engelleyeceğinden ilaç ile birlikte alınmamalıdır. C vitamini demir emilimini artırırken hemoglobin üretiminde de önemli yer tutar. Diyet ile alınacak miktar yeterli olmayacağından gebelik ve emzirme dönemi sırasında kadınların yeterli derecede demir almaları gerekir.

Folik Asit Eksikliğine Bağlı Anemi

Vücudun yeterli kırmızı hücreleri yaratmak için folik aside ihtiyacı vardır. Folik asit olmadığı durumlarda kan hücresi üretimi azalmaya başlar. Bu durum sonunda anemi görülür. Folik asitin emilimini ve metabolizmasını etkileyen en önemli madde alkoldür. Bu sebeple folik asit eksikliğine bağlı anemi en çok alkoliklerde görülür. Ayrıca keçi sütü ile beslenmekte folik asiti düşürür. Diğer nedenler bağırsak hastalıkları, ağızdan alınan doğum kontrol hapları, kanser için alınan çeşitli ilaçlar ve epilepsi.

Belirtiler

- Hastalığın başlangıç safhasında genellikle görünümde bir belirti yoktur.

- Fiziki çalışmaya dayanıksızlık ve süratli, fark edilebilen kalp atışları.

- Kilo kaybı.

- Diyare (ishal)

Pernisyöz anemide olduğu gibi folik asit eksikliği alyuvarların yapısını olumsuz yönde etkiler. Folat olarak da belirlenen folik asit, B vitamini grubunun bir üyesidir. Bunun yokluğu alyuvarların boyları büyümüş fakat sayıları azalmış olma özelliği gösteren bir anemiye se­bep olur. Eksiklikler, eğer gıdanızda vücudunu­zun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar folik asit almazsanız veya ince bağırsaklarınız bunu em­mezse meydana gelir.

Teşhis

Folik asit eksikliğinin semptomları pernis­yöz anemisinin semptomlarına benzer, bu ne­denle, doktorunuz bu iki rahatsızlık arasında bir ayırım yapabilmek için çeşitli kan testleri yapacaktır. Bunlar, kanınızdaki hücreleri say­mayı, hücreleri mikroskop altında incelemeyi ve kandaki folik asit tutarını ölçmeyi içine alır. Eğer folik asit anemisi mevcutsa doktorunuz buna yol açan nedeni bulmak için daha başka testler de yapabilir.

Önleme

çoğu kimseler folik asit eksikliğini dengeli bir beslenme uygulayarak alkol tüketimlerini kontrol altına alarak ve hamilelik sırasında doktorun belirttiği takviyeleri alarak önleyebi­lirler. Eğer sizde folik asit eksikliği varsa buna sebep olan etkeni ortadan kaldırmak önemli­dir. Örneğin, eğer folik asit yetersizliğinin geliş­mesine yol açan neden alkolizm ise içkiyi bı­rakmalısınız

Beslenme

Bazı durumlarda yeterli beslenme deva olur. Bu vitaminin bulunduğu temel gıda kay­nakları çiğ meyveler ve sebzeler, ciğer ve böb­rektir. Folik asit birçok yiyecekte bulunur, fakat aşırı pişirme ile harap olabilir.

İlaç tedavisi çoğu vakalarda, takviye ama­cıyla her gün ağızdan folik asit verilir. Enjeksi­yon yoluyla verilmesi, sadece asıl sebep sindi­rim yolunda emilmeyi şiddetle engelleyen bir durum ise uygulanır

Folik Asit Eksikliğine Bağlı Aneminin kendine özgü bulguları nelerdir ?

İshal
Depresyon
Şişmiş ve kırmızı bir dil

Vitamin B-12 Eksikliği Anemisi

B-12 vitamininin emilimi mide de gerçekleşir. Bu emilimin gerçekleşmesi için mide B-12 asıl faktörü denilen bir maddeyi salgılaması gerekir. Bu faktörün eksikliği bu vitaminin eksikliğine neden olur. B-12 vitamini kırmızı kan hücrelerinin kemik iliğinden üretilmesi için gereklidir. Yetersiz miktar anemiye neden olur. Bu tarz anemi daha çok hayvan ürünleri yemeyen vejeteryanlarda ve mide rahatsızlıklarında (atrofik gastrit) görülür.

B12 vitamini eksikliği anemisi, beslenmedeki bir B12 vitamini eksikliğinden ya da besinlerden bu vitamini emme kabiliyetinin olmamasından kaynaklanır. Bu, kemik iliğinde kırmızı kan hücrelerinin üretimim engeller. Bu hastalıkta, makrositler olarak adlandırılan büyük kırmızı kan hücreleri oluşur.

B12 vitamini, sadece ette ve süt ürünlerinde bulunur. Amerikalılar bu ürünleri çok fazla tüketirler. B12 vitamini, karaciğerde depolanır. Sağlıklı ortalama bir yetişkinin karaciğerinde 5 yıla kadar yetebilecek miktarda B12 vitamini bulunur.

Beslenmelerine hiçbir süt ürününü, yumurtayı, et ve balığı dahil etmeyen vejetaryenler haricindeki kişilerde bu vitamin eksikliğinin ana nedeni, ince bağırsaklardan kan dolaşımına bu vitaminin emiliminin sağlanamamasıdır.

B12 vitamini emilebilmek için önce, midenin iç zarında üretilen ve intrinsik faktör olarak adlandırılan bir proteinle birleşmelidir. Bazı kişiler yeteri kadar intrinsik faktör yapmazlar ve sonuç olarak beslenmelerinden yeteri kadar B12 vitamini ememezler. Bu durum, pernisiyöz (habis) anemi olarak adlandırılır. Bir otoimmun hastalığı olan pernisiyöz (habis) anemide, intrinsik faktörün üretimini engelleyen antikorlar üretilir. İntrinsik faktör tedavisi olmazsa, pernisiyöz (habis) anemi ölümcül olabilir.

Emilimle ilgili diğer sorunlar, ince bağırsağınızın sadece küçük bir kısmı B12 vitaminini emdiği için meydana gelir. Bağırsakların iç zan bir hasar gördüğünde, kayda değer bir B12 vitamini noksanlığı oluşur. Bu, çölyak hastalığında , Crohn hastalığı (İltihaplı) gibi bir sindirim sistemi hastalığında ya da midenin (mide, intrinsik faktör üretir) bir kısmının veya ince bağırsağın (B12 vitamini ince bağırsakta emilir) bir kısmının cerrahi olarak alınmasını takiben oluşabilir.

Pernisiyöz (habis) anemi, ailevi bir özellik gösteriyor (ailede birkaç kişide görülebiliyor) gibi görünmektedir ve genellikle 40 yaş üzerindeki kişileri etkiler. Sinir sisteminin sağlığındaki rolü nedeniyle, şiddetli B12 vitamini eksikliği beyin, spinal kord (omurilik) ve sinirlerde ciddi bir hasara neden olabilir.

SEMPTOMLAR

B12 vitamini eksikliği anemisinde, diğer anemilerde de olduğu gibi, kendinizi yorgun hissedersiniz; nefesiniz daralır ve baş ağrılarınız olur. Pemisiyöz (habis) anemi, cildinizin san görünmesine neden olur. Aynı zamanda, kan dolaşımınızdaki oksijen noksanlığını karşılamak için tt kalp ve nefes alma hızınızın artmasına da neden olabilir. Sinir sistemi hasarından kaynaklanan semptomlar yaygındır. El ve ayaklarınızda uyuşukluk ve karıncalanma hisse¬debilirsiniz ve dengenizi sağlamakta zorluk yaşayabilirsiniz. Akıl karışıklığı, depresyon ve hafıza kaybı da diğer semptomlardır. Bunlara ek olarak diliniz acıyabilir.

B12 vitamini eksikliği, kanın diğer bileşenlerinin seviyelerini de etkileyebilir ve enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olan beyaz kan hücresi seviyesinin ve kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan platelet (trombosit) seviyesinin normalden düşük olmasına neden olabilir. Şiddetli vakalarda B12 vitamini eksikliği anemisi, steriliteye (kısırlığa) neden olabilir.

Bu Aneminin kendine özgü bulguları ?

Eller ve ayaklarda ürperme
Bacaklarda, ayaklarda ve ellerde duyu kaybı
Sarı ve mavi renklerle ilgili olarak renk körlüğü
Şişmiş ağrıyan ve yanan bir dil
Kilo kaybı
Kararmış cilt
İshal
Düzensizlik
Depresyon
Entellektüel fonksiyonların azalması

TEDAVİ SEÇENEKLERİ

B12 vitamini eksikliği semptomları yaşarsanız, doktorunuzu görünüz. Yakın bir aile bireyinizde pemi¬siyöz (habis) anemi mevcutsa, bunu doktorunuza mutlaka söyleyiniz. Doktorunuz tam kan hücresi sayımı yapacaktır ve kan hücreleri smearinizi mikroskop altında inceleyebilir. Bu, düşük hemoglobin seviyesini ve bu hastalıkta oluşan büyük kırmızı kan hücrelerinin varlığını ortaya koyacaktır. Sıklıkla, beyaz kan hücreleri de anormal görünür.

Doktorunuz B12 vitamini seviyenizi de kontrol edecek ve B12 vitamini eksikliğinin altta yatan nedenini bulmak için başka testler de yapacaktır.
Pemisiyöz (habis) anemisi olan ve B12 vitamini emilimini gerçek¬leştiremeyen çoğu kişi, bir daha asla bu yeteneğe sahip olmaz ve hayatlarının sonuna kadar B12 vitamini enjeksiyonları almaları gerekir. Bu iğnelerin ayda bir kez yapılması gerekir.

Çoğu vakada, beslenmenizde B12 vitamini bulunduğundan emin olarak ve risk altındaysanız B12 vitamini seviyenizi düzenli olarak ölçtürerek B12 vitamini eksikliğini önleyebilirsiniz. B12 vitamini eksikliği yaşayan vejetaryenler, B12 vitamini emüimini gerçekleştireme konusunda temel bir eksiklikleri olmadığından, enjeksiyon yerine B12 hapları kullanabilirler.
ANEMİ İÇİN MAKSİMUM DÜZEYDEKİ HEMOGLOBİN VE HEMATOKRİT DEĞERLERİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KANSIZLIK -ANEMİ- TEDAVİSİNDE BİTKİSEL FORMÜL VE ÇARELER

Isırganotu: Kan yaptırıcı etken maddeleri sayesinde ısırganotu anemide bile yardımcı olabilir.

Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak taze demlenmiş ısırganotu çayı soğutulmadan yudumlanır.

Kansızlık için doğal çözümler

1-Kansızlıkta vücudun ihtiyacı olan besin maddelerini almak çok önemlidir.Tahıl,pirinç,makarna,süt ve süt ürünleri,sebze,meyve,et,balık,baklagiller,yumurta,kuruyemiş gibi gıdaların bolca bulunduğu bir diyetle beslenmek gerekir.Bu tip bir diyet bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

2-Demir açısından zengin gıdalarla beslenin.Karaciğer,yeşil yapraklı sebzeler,tahıl,kuru meyveler,buğday kepeği,istiridye,esmer pirinç,mercimek,pekmez,kuru üzüm,kuru erik,ekmek,makarna demir açısından zengin besinlerdir.

3-Kahve,çay ve asit giderici içeceklerden uzak durun.Bu içecekler demir emilimini azaltır.

4-Yemekleri demirten kaplarda pişirin.Demir kaplarda pişirmenin yemeklerdeki demir miktarını artırdığı bilimsel olarak ispatlanmıştır.

5-Kansızlık varsa hamilelik süresince anne ve bebeğin sağlığı için gerekli vitaminler ve besinler alınmalı.

6-Organik demir takviyesi alın.Günlük 100 mg demir takviyesi alın.500 mg C vitamini ile birlikte alırsanız C vitamini demir absorbsiyonunu artırır.Folik asit,B6 ve B12 vitamin takviyesi alınmalıdır.Karaciğer yağından elde edilen takviyelerden alın.

7-Demir seviyesini artıracak şifalı bitkilerden faydalanın.

Günde 3 kere yarım veya 1 yemek kaşığı labada tentürü.
Yarım veya 1 yemek kaşığı hindiba yaprağı veya kökü ya da günde 2 defa hindiba kapsülü alın.Ya da hindibayı salata olarak yiyin.

8-Manganez protein ve yağ metabolizması,sağlıklı sinirler,bağışıklık sistemi,kan şekeri düzeyinin ayarlanması için önemlidir.Manganez demir eksikliğinden kaynaklanan kansızlık hastaları için de gereklidir.

Manganez eksikliği damar tıkanıklığına,göz sorunlarına,duyma bozukluklarına,kalp hastalıklarına,yüksek kan basıncına,pankreas hasarlarına,kalp çarpıntısına,diş gıcırdatmaya,hafıza kaybına,titremelere neden olabilir.

Terkip 1 :«Hünnap yenir veya kaynatılarak içilir»

Terkip 2:«Rafadan yumurta içilir»

Terkip 3:«Kabak tatlısı yenmeli

- Hurma ile kansızlık tedavisi

Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder. Kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar. Çok fazla demir içermesi sebebiyle, bir insan günde 15 tane hurma yiyerek vücudunun demir ihtiyacını karşılayabilir ve demir eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklardan korunmuş olur.

- SPİRULİNA BİTKİSİ : İçeriğinde bulunan demir ve B12 vitamini sayesinde Spirulina kansızlık tedavisinde kullanılmaktadır (Kapoor ve Mehta, 1992

Şifalı bitkilerle ANEMİ tedavis tedavi.

Ginseng(panax): Anemiye iyi geldiği bilnmektedir.
Kekik: Uçucu yağları ve çayı kansızlığa çok iyi gelmektedir.

bunların yanında kavun, kızıl yaprak şifalı bitkisi, biberiye, ahududu, amber kabuğu ve çentiyane gibi bitkilerde kansızlıkla mücadelede destekleyici tedavi için kullanılabilmektedir.

Pratik bitkisel çözümler

- Çilek kökü, oğul otu, atkuyruğu, sinirli yaprak ve keklik çayları tüketilmelidir.

- Havuç ve turp kabukları soyulmadan rendelenir, çiğ olarak biraz da lahana ve ıspanak doğranır. Zeytinyağı ve limon ilave edilerek salata olarak yenir.

- Günde üç çay bardağı pancar suyu içilir. Kırmızı pancar bol bol yenir.

- Yerelması haşlanıp yemelidir.

- Bir bardak kaynar suyun içine 4-10 gram maydanoz tohumu konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 2-3 bardak tüketilir.

- Bir bardak kaynar suyun içine 6-8 gram ufalanmış ısırgan yaprağı konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 2-3 bardak tüketilir.

- Bir bardak kaynar suyun içine 2 gram ıhlamur konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 3-5 bardak tüketilir.

- İki kilo suyun içine 30 gram enginar yaprağı, 1 su bardağı siyah üzüm, 1 kaşık pelin otu ufalanarak konur. Orta ateşte bir saat kaynatılır. Soğuyunca süzülüp, balla tatlandırılır. Günde 3-4 bardak içilir. Bu işleme 10-15 gün devam edilir.

- Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı ince kıyılmış ısırgan otu konulup kaynadıktan sonra süzülerek sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.

- İyice kıyılmış bir çay kaşığı koyun otu yaprakları bir fincan kaynar suyun içine içine atılıp kısa bir süre demlenmesinden sonra süzülerek sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.

- Bir litre suyun içine bir çorba kaşığı kantaron katılıp kaynatıldıktan sonra süzülüp günde üç defa aç karnına birer çay fincanı içilir.

- Bir fincan kaynar suyun içine içine dövülüp toz haline getirilmiş bir çay kaşığı ardıç tohumu katılıp demlenmesi için bekledikten sonra günde üç fincan içilir.

- Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı oğul otu konulup kaynatıldıktan sonra süzülüp günde üç fincan olmak üzere içilir.

- Böğürtlen şurup yapılıp içilir.

- Yarım litre inek sütünün içine bir yemek kaşığı ince rendelenmiş tatlı badem ilave edilip kaynatılıp , ılıdıktan sonra bir fincan üzüm pekmezi ile karıştırılarak gün içinde iki kere içilir.

- Bir litre suyun içine bir avuç andız otu konulup kaynatıldıktan sonra süzülüp günde üç fincan olmak üzere içilir.

- 15 gram şahtere, 15 gram ada çayı, 10 gram turunç kabuğu, 15 gram anason, 15 gram induz otu, 15 gram peygamber çiçeği, 15 gram da nane bitkileri. Kansızlık hastalığı bitkisel tedavisi için bu bitkilerin kaynatılır. Ardından kaynadıktan sonra elde ettiğimiz bu karışım içerisinden bir çorba kaşığı kadar alıp bir bardak içerisine dökün ve üzerine su katıp karıştırın. Sabah öğle ve akşam olmak üzere yemeklerden önce olmak üzere günde 3 bardak içmeniz kansızlığa iyi gelir.

- Her akşam içtiğiniz siyah çayı yemeklerden sonra, en az 45 dakika sonra içmeniz, aldığınız besinlerin besin değerlerini siyah çay ile kaybetmemenizi önererekten, çayınıza içerken birkaç damla limon ya da karanfil atarak içmeniz, hep sağlığınız açısından yararlı olacaktır. Hem de limonun kalbe iyi geldiğini unutmamak gerekir. Demir emilimini önleyerek kansızlığın da önüne geçektir.

- Çilek kökü, at kuyruğu, oğul otu, sinirli yaprak ve kekik çayları kansızlık tedavisinde mutlaka tüketilmesi gerek bitki çaylarıdır.

- Pancar suyu tüketin, günde iki su bardağı pancar suyu için. Kırmızı pancar alın evinize, meyve gibi her gün tüketin.

- Normal elmanın, yanı sıra yer almasını haşlayıp tüketin.

- Ihlamur için, havuç ve turp gibi besin öğelerini mutlaka ama mutlaka ihmal etmeyin.

- Ayrıca bir bardak kaynar suyun içine beş, on gram maydanoz tohumu konulduktan sonra on dakika bekletin, ve günde iki bardak maydanoz tohumu suyu için.

- Anemi, ve kansızlık için bin bir derde derman olan bu çaylar ve formüller, hem kansızlık için hemde diğer hastalıklarından sizi koruyacaktır. Sağlıklı günler dileriz.

- Kansızlığın Tedavisinde Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Kuru üzüm, Badem, Karabiber, Et suyu Hazırlanış Şekli: * Rahatsızlık süresince mümkün olduğu kadar, bol bol üzüm hoşafı içilir. * Üzüm pekmezine, dövülmüş badem ilave edilerek macun kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan bu macundan günde üç çorba kaşığı yenir.
- Tedavi süresince et suyuna, bal karıştırılarak yemek arası içilir.
- Rahatsızlık süresince bol bol karabiberle, kuru üzüm yenir.

Kansızlığın sebebi sürekli kan kaybı (örneğin fazla adet kanaması veya hemoroid kanaması) ve demir eksikliğidir. Demir kana kırmızı rengini kazandıran proteinin önemli bir elemanıdır. Bedende yeterli demir olmadığında kemik iliğindeki sürekli yeni kan üretimi aksamaya basşlar. Demir eksikliği ağır kanamaların besin yoluyla alınan demir miktarındaki azalmanın veya mide ve bağırsakların demiri gereğince özümseyememesinin bir sonucudur. Ayrıca mide mukoza işlevlerindeki bir aksama da B12 vitamini eksikliği ile bağlantılı olarak kansızlıkta rol oynayabilir.
Kansızlığı ortadan kaldırmak için öncelikle kansızlığa sebep olan unsurları ortadan kaldırmak gerekir. Fazla adet kanaması veya hemoroid kanaması varsa tedavi edilmelidir.
Alınan gıdalara dikkat etmek gerekir. Fazla miktarda çay kahve kola sigara alkol tüketimi kansızlığa neden olabilmektedir. Gıdalarla birlikte içilen çay besinlerdeki demir ve C vitamininin vücut tarafından emilemeden idrar ile atılmasına sebep olabilmektedir. Çayı yemekten yaklaşık 1 saat sonra içmek daha yararlıdır. Sigara ve alkolde vücudun kalsiyumu kullanma yeteneğini azaltarak kemik erimesine yol açmaktadır. Sigaranın ayrıca kemik hücrelerine toksik etkisi vardır. Kansızlığı yenmek için özellikle B12 C vitamini ve demir içeren gıdalar almak gerekir. Karaciğer ve tüm kırmızı etler yumurta kuru baklagiller pekmez yeşil sebzeler domates tere roka kuruyemiş süt ve ürünleri iyi kaynaklardır. Demir sebzelerin kabuğuna yakın yerlerde daha çok bulunduğundan patates gibi sebzelerin kabuğu içinde pişirilmesi daha çok demir alınmasını sağlar. Gıdaların haşlama suyunu (ıspanakta olduğu gibi) atılması demir kaybına neden olur.

- Kansızlıkta saf arı poleni de mutlaka kullanılmalıdır. İçeriğinde birçok vitamin (Özellikle B grubu vitaminler) mineraller ve aminoasit bulunmaktadır.

Kan yapıcı bazı ürünleri sıralayacak olursak:

- Spirulina
– Hurma
– Saf arı poleni
– İyi cins çiçek balı
– Kuşburnu marmelatı ve çayı
– Üzüm pekmezi dut pekmezi keçiboynuzu (harnup) pekmezi
– Tahin kına kına kabuğu
– Keten tohumu
– Arı sütü
– Balık yağı
– Soya sütü
– Yulaf özütü çok faydalı besinlerdir.

 

 

.

Paylaş:
"Anemi (Kansızlık)" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.

Yorum yapma kapalı.

HEMEN YORUM YAP
img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Atardamar Tıkanıklıkları
Atardamar Tıkanıklıkları Akut (ani gelişen) ya da kronik arter tıkanıklıkları...
Apseler ve İltihaplar
Apseler ve İltihaplar Çeşitli bakteriler,Apse ve enfeksiyonlara (iltihaplara) neler sebep...
Bademcik İltihabı (Tonsillit)-Anjin
Bademcik İltihabı (Tonsillit)-Anjin Boğazın dibinde bademcikleri görebilirsiniz. Bademcik , tonsil,...
haber kategorileri
  • Kategori yok
çok okunan haberler
Malesef, bugün hiç haber girilmedi.
Malesef, bu hafta hiç haber girilmedi.
Malesef, bu ay hiç haber girilmedi.

Başvuru Kaynakları Başvuru Kaynakları